9 Ekim 2013 Çarşamba

Bulunmuş Mektuplar / Koku…

Alışveriş torbalarının karışmış olduğunu ancak eve dönebildiğimde fark etmiştim. Benim çantamı alan her kimse, dikkatle seçtiğim kitapların yerine bir çanta dolusu mektupla eve dönmeme neden olmuştu. Merakla aldım çantayı kucağıma ve bir tomar zarf çıkardım içinden. Farklı isim ve adreslere gönderilmiş veya gönderilmemiş – hala emin değilim hangisi olduğundan –  onlarca mektup. Elime gelen ilk zarfı, hakkım olmadığını bilerek, açtığımda düzgün bir el yazısıyla özenle yazılmış birkaç satırın çantanın sahibini arama fikrini hiçlediğini itiraf ederim. Kim vazgeçebilirdi ki o kime ve kimin tarafından yazıldığı belirsiz birkaç cümlenin verdiği büyülü hazzı…

“  Bebeğim, seni uğurlayıp eve döndüğümde odana girip yatağına uzandım ve yastığından henüz tazeliğini yitirmemiş saçlarının kokusu doldu burnuma. Doğduğun gün, seni kucağıma ilk kez vermelerinin ardından temizlenmen için geri aldıklarında, avuçlarımda kalan bebek kokunu defalarca içime çektiğimi anımsadım. Yeniden kucağıma getirilene kadar geçen sürede yaşadığım endişe ile bu gün bana el sallayarak seni uzaklara götürecek o araca binişi izlerken yaşadığım neredeyse yanı şiddette. Aman anne, diyeceksin biliyorum bu satırları okuduğunda. Karşımda olsan ben de, anne olduğunda anlarsın, derdim anne bilmişliğiyle. Sen bıyık altından gülerdin ve ben kızardım buna. Keşke gitmek zorunda olmasaydın da, tüm o alaylı gülüşlerini sineye çekseydim. Ama sen bakma bana; anne dediğin şey bir kokuyla özlem giderip, bir tasavvurla endişe içinde kıvranabilir. Döneceksin biliyorum, çabuk dön…
Annen…

Mektubu zarfına yavaşça yerleştirip, uzun uzun kokladım. Gün boyu…


Mey


                                                    Sebastian Luczywo