4 Ocak 2014 Cumartesi

Mektuba Hazırlık…

Özledim, desem. Neyi özledim?

Neyi özlediğimi demesem ama bilsem neyi özlediğimi. Misal, gülüşlerinin arasına yerleştirdiği o tuhaf sembolleri. Ya da kendimce komik bir şey anlatırken, onun ciddi cevaplar sıralayışının daha komik oluşunu özlediğimi, buz gibi bilsem.

Özledim demeyeyim. Ne peki?

Sessizlik canımı sıkıyor, desem. Sessizliğin olasılığı sarmalayan bir büyüsü olduğunu gizlemiş mi olurum? Ya da sessizliğin içinde ses biriktiren devasa bir zulaya dönüştüğünü açık mı etmiş olurum?

Sessizlik canımı sıkıyor, demeyeyim.

Bilmediğim bir yolda el yordamıyla yürüyorum, desem. Bulur mu, eliyle koymuş gibi, kaybolmuşluğumun sözlerini?

Bilmediğim bir yolda el yordamıyla yürüyorum, demeyeyim.
Ne diyeyim?

Bir şey demiyorum sana, desem.
Bir şey demeden de olmaz ki. Öyle mektup yazılmaz ki…


Mey