İçimdeki çingenenin falı kötü çıktı, diyor.
Nasıl kötü, diye soruyorum. İçinde çingene mi var, sorusunu atlamışlığım salt şaşkınlığımdan.
' Ebedi yakınlığın düşüncesi olan bir düşüncenin kıyısında yaşıyor!muşuz, diye cevap veriyor.
Şaşkın bakıp, bunun neresi kötü, diyorum.
Falcılığı kötü, diyor.
Anlamadım, diye atılıyorum cidden anlamadığımdan.
Anlamamamı ayıplar gibi bakışı.
Bizimki, diyor. Ebedi yakınlık değil.
Ne peki, diyorum sabrım çoktan tükenmiş gibi.
Ebedi uzaklık, diyor. Ebedi kalmaya ahdetmiş bir uzaklık. Gözleri dalgın, susuyor.
Sessizlik uzayınca, boş ver diyorum. Fal işte!
Çingene işte, diyor o da gülerek. Birer çay daha istiyoruz, sözü yitirmiş boğazımızı ılık tutmak için...
Mey
11 Kasım 2014 Salı
Uyurgezer ve Öteki...
Bütün gece hiç kırpmadı gözlerini. Uyurgezerin
adımlarını izliyordu çatısında. Her adım
yankılanıyordu, engelsiz, kendi boşluğunda,
yoğun ve kof. Pencerede durdu, bekledi,
düşerse yakalamak için. Ama
ya kendisini de sürüklerse düşerken? Bir kuş gölgesi mi
duvarda? Bir yıldız? Öteki mi? Elleri mi?
Boğuk bir gürültü duyuldu kaldırımda. Tan ağarıyordu.
Pencereler açıldı. Koştu komşular. Uyurgezer
iniyordu hızla demir yangın merdivenini
yardım götürmek için pencereden düşene....
Yannis Ritsos
adımlarını izliyordu çatısında. Her adım
yankılanıyordu, engelsiz, kendi boşluğunda,
yoğun ve kof. Pencerede durdu, bekledi,
düşerse yakalamak için. Ama
ya kendisini de sürüklerse düşerken? Bir kuş gölgesi mi
duvarda? Bir yıldız? Öteki mi? Elleri mi?
Boğuk bir gürültü duyuldu kaldırımda. Tan ağarıyordu.
Pencereler açıldı. Koştu komşular. Uyurgezer
iniyordu hızla demir yangın merdivenini
yardım götürmek için pencereden düşene....
Yannis Ritsos
10 Kasım 2014 Pazartesi
Saatler ve Tutku...
Günü bıraktı,
öğle sonlarını da.
Sabahı bıraktı,
kuşluk vakitlerini de.
akşam üstleri zorlu hala;
rengi sevilen bir şeyi - kimseyi - anımsattığından belki.
Aynı düş mümkün mü, merakının hesaplattığı saatleri?
Üzerinde çalışıyor...
Mey
öğle sonlarını da.
Sabahı bıraktı,
kuşluk vakitlerini de.
akşam üstleri zorlu hala;
rengi sevilen bir şeyi - kimseyi - anımsattığından belki.
Aynı düş mümkün mü, merakının hesaplattığı saatleri?
Üzerinde çalışıyor...
Mey
8 Kasım 2014 Cumartesi
Bulunmuş Mektuplar / İyiyim…
Mektuplar evime, at pazarından satın aldığım eski bir
komedinin çekmecesinde geldi. Hiç açılmamış zarfları gördüğümde, birinin okumak
istemediği mektupları buraya atıp unuttuğunu düşündüm. Her birinin başka kişilerden bambaşka
kişilere gönderilmiş mektuplar olduğunu fark ettiğimde merak dayanılmaz hale
gelmişti. Çekmeceleri temizleme işini bir yana bırakıp elime gelen ilk zarfı
açtım. Kim vazgeçebilirdi ki o kime ve kimin tarafından yazıldığı belirsiz
birkaç cümlenin verdiği büyülü hazzı…
İyiyim.
Unutmaya çalışıyorum. Bir de anlamaya.
Gün’ün benden çekildiği
Ve geri döndüğü saatlerin göğ’üme yayılan
renginin
İçimi neden bunca acıttığını.
Unutmuyorum yine de.
Anladığım da söylenemez.
Ama iyiyim…”
Anladığım da söylenemez.
Ama iyiyim…”
Mektubu usulca zarfına yerleştirdim. Anlamadığını unutamamanın
acısı geçmez ki, diye düşündüm. Keşke geçse…
Mey
6 Kasım 2014 Perşembe
Hikaye'den Yol...
Uç uca eklenmiş küçük
hikayelerden yapılmış -
uzun, upuzun - bir yoldu asıl hikaye.
Üzerinde hiç yürünmeyen ve hep düş'lenen...
Mey
hikayelerden yapılmış -
uzun, upuzun - bir yoldu asıl hikaye.
Üzerinde hiç yürünmeyen ve hep düş'lenen...
Mey
4 Kasım 2014 Salı
Kendini Kuş Sanan Balığın Kısa Öyküsü...
Anladı, aslında kuş olmadığını
oltanın ucunda
çırpınırken. İçi elvermedi kabule.
Kanatlarımdan vurulmuş olmalıyım, diye düşündü iğne ağzını yırtmadan hemen önce...
Mey
oltanın ucunda
çırpınırken. İçi elvermedi kabule.
Kanatlarımdan vurulmuş olmalıyım, diye düşündü iğne ağzını yırtmadan hemen önce...
Mey
3 Kasım 2014 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






