28 Eylül 2014 Pazar

Güz Şefkati...

Yalnızlık örtüyor üstümüze
bir mevsim;
soluğuyla üşüttükçe...


Mey




27 Eylül 2014 Cumartesi

İma...

" İma edilen bir şey, bildirilen bir şeyden çok daha fazlasıdır. "

  Borges

Zamansız inen akşam loşluğu,
yaprakların hummalı titreyişi ağaçlarda,
yağmura durmuş göğün yansısı, dedi.
Başım, olmazlık bildirisiyle sallandı.
Hayır, dedim. Olmadı.
Ne ima ediyorsun, diye sordu. Kızmış gibiydi.
Fazlasını, dedim. Dahasını.
Dahası beni aşar, dedi bıkkın bir sesle. Güldüm.
Önemli değil, dedim. Beni de aşıyor...


Mey



                                Kahn Selesnick

25 Eylül 2014 Perşembe

Güz Susması...

Yasadışı bir dürüstlükle
susuyor,
içimdeki güz...

Mey



                                         Kuzgun Acar

22 Eylül 2014 Pazartesi

Haiku...

Kendini güz'e
hazır etmiş ağacın
yaprağına vedası benimki...

Mey






20 Eylül 2014 Cumartesi

Yaprak / Haiku

Yaş ağaçlar güzde
Yapraklarını döker
Yapraklar sımsıcak
Yalınayak izlerim gibi...

Bavuudorj Tsogdorj
türkçesi: Timur Kocaoğlu



                                Hideyuki  Katagiri

19 Eylül 2014 Cuma

Dağ...

İşte bir dağ. Kara sevdalı.
Orada. Aramızda.
Bir yüzü bana dönük,
öteki yüz sana bakıyor.
Sımsıkı kapattığımız gözlerimize hiç içerlemiyor.
Çünkü bir dağ; işi başından aşkın. Göğü, göğümüzü deliyor...

Mey



                                                Rosario Puglisi

10 Eylül 2014 Çarşamba

Hayasızca Öptüm Yağmuru...

Karar bile değildi. Düşünmeden kendini dışarı atıverdi az önce sığındığı otobüs durağının korunağından. Arkadaki taze çamın  dibine geçti. İri damlalar bluzunu delip tenine yapışıyordu. aldıracak gibi değildi. Hoşnut bundan. Sigarayı çıkarırken fark etti, çok değil birkaç dakika önce kendisiyle birlikte yağmurdan kaçıp kendilerini durağa dar atmış o iki yaşlı kadının dikkatli izleyiciliklerini. Akşamın ve yağmurun varlığı dışında her şeyi yok saymaya meyilliydi bu büyük karanlık caddenin ıssızlığında. Kadınlara sırtını döndü. Sigarayı yaktı. Derince ilk nefes ve çıplak boynuna düşen o iri damlalar.

Boynumdan öpüyor beni yağmur, diye düşündü içinde delice bir sevinçle. Haz da kaynağı gibiydi: beklenmedik. Ensesi sırılsıklam olana kadar hafifçe öne eğik durdu öyle. Derken başını atabileceği kadar geriye atıp dudaklarını uzattı yağmura.

Duraktaki kadınlardan biri diğerini dirseğiyle dürttü bu sıra. Yağmuru öpüyor, derken sesindeki şaşkınlığa kınayan bir şey karışmıştı. İçerinin korunağından memnun olan bu tespitin altını çizdi: hayasızca

Dışarıdakinin ise bir şeye aldırdığı yoktu...


Mey