16 Haziran 2015 Salı

İlintili İlgisizlik...

Kentte bir semt,
semtte bir park.
Parkın kuytusunda
bir bank,
bankta bir bilinç,
bilinçte bir söz,
sözde bir sızı.
Sızı sözü,
söz bilinci,
bilinç bankı işgalde.
Park anlamasız,
semtin kafası dağınık;
kent aldırışsız.
Ve bu öykünün seninle bir ilgisi yok.
Cidden...


Mey



15 Haziran 2015 Pazartesi

Bize Bir Şey Olmaz...

Sözünü tutmamış
rüzgarların utancıdır,
savruluşa neden.
Rüzgarlar bilmez;
sen bil!
Yeterince
              hafif,
                       yeterince
                                     inatçıyız...
                                                      

                                                         Mey




10 Haziran 2015 Çarşamba

Rüya ve Dip…




“ Her insan bir uçurum, başın döner dibine baktın mı! Ya öyleyse? Bilir miyim? Bilir miyim? Kim bilir?”
                                                                                 Georg Büchner / Woyzeck


Yürüdüğünü görüyorum gözlerimi kapattığımda. Az yorgun, omuzlarında farkında olmadığın bir çökkünlük, dünyaya çoktan inmiş bahara kayıtsız; zihninde dönüp duran bir cümleyi, cebindeki elinin parmakları arasından geçiriyorsun. Her sözcük bir tespih tanesi parmaklarında. İçin, henüz okumadığın başka sözcüklerin, cümlelerin özlemini çekiyor. Bunu söylemiyorsun kendine. Bana hiç söylemezsin. Gözlerimi açmıyorum.

Çünkü söz, insanı kendini gizlediği o dipten uzak tutan bir barikattır, diyor birimiz. Gözlerim yok ya, hangimiz bunu diyen çıkaramıyorum. 

                  “ Sen sessiz sözcükler yığdın barikatına. Ben olanca gücümle yardım ettim! “

Bundan bahsetmeyeceğim. Çünkü gözlerimi açarsam, seni göremem.

Aklına bir şey gelmiş gibi hafifçe gülümsüyorsun birden. Bulunduğun yöne doğru, kucağında küçük bir köpekle yürüyen güzelce bir kız karşılık veriyor gülümsemene. Utanıyorsun. Yüzüne yayılan o hafif kırmızılığa sevinesim tutuyor benim de. “ İnsan kırmızı yanaklı bir hayvandır. “ diyen adamı aynı anda hatırlıyoruz. Sen yürümeyi sürdürüyorsun, ben gözlerimi kapatabildiğimce kapatıyorum. Aşina olduğun bir caddeyi adımlıyor oluşunun, bende uyandırdığı yabancılık hissi büyüyor içimde.  Bu yabancılamadan ürkemem. Çok daha yabancı bir coğrafyayı arıyorum kapalı gözlerimin loşluğunda.

             “ Gün çoktan çekildi, rüyayı yanlış zamanda arıyorsun…”

Bundan da bahsetmeyeceğim. Çünkü gözlerini kaparsan, beni göremezsin.

Adımlarına sabırsız bir telaşın eklenmesinden anlıyorum, yaklaşıyoruz. Dibe giden yolu açmak ister insan bazen kendisine tutunarak inebileceği bir elin varlığını hissederse içten içe. Elimi çoktan hazırlamıştım. Ve bir rüya bekletiyordum belleğimin bir köşesinde yolluk için. Unutursam korkusuyla her gün küçük bir deftere not ettiğim o rüya’yı diyorum işte.
        
              “ Senin barikatların var, bende olan tek şey rüya…”

Bundan da bahsetmeyeceğim. Çünkü gözlerimi açarsam rüyayı kaybedebilirim.

Yürüdüğünü görüyorum, gözlerimi kapattığımda. Başım dönüyor….


Mey







9 Haziran 2015 Salı

Kül Adam...

Söz ve ateş besliyor adamı.
yazıyor,
yakıyor sonra.
ateş'i söz'e,
söz'ü ateş'e bağışlıyor.
yazıyor
           ve yakıyor.
durup nefesleniyor.
ya ( z) ( k ) acak bir yenisine değin.
doluyor,
boşalıyor.
boş
      a
        l
         d
           ı
             k
               ç
                 a
                      yazıyor ve yakıyor.

İçini külle dolduruyor bir adam...


Mey


                                                                 A. gillesspie


4 Haziran 2015 Perşembe

Yara, Yağmur ve Sen...

" Yağmur " saçımdan,
" yara " senden,
" sen " dilimden
akıp gidiyordu;
yaşamanın  üzerinde yürünmemiş sokaklarına.
Ve bu kötü değildi.
Hiç olmadı...


Mey



2 Haziran 2015 Salı

Girişsiz...

Girişi yok bir hikaye olduğunuzu söylemedi mi, kimse diye sordu.
Omuz silktim: Söyleselerdi de inanmazdık!
( hikaye miydik, hikayede miydik orası biraz karışık hala )
İlk birkaç sayfası eksik bu hikayenin de mi diyen olmadı, diye üsteledi.
Dik baktım: Diyen olsa da aldırmazdık.
( öncesindeki eksikliğimizin yanında ne ki )
Anlamıyorum, dedi. Anlattım:
Ortasından başlanabilirdi bir hikayeyi sevmeye.
Girmediğimizin içinde bulduk kendimizi ve hikayeyi. Ve sevindik içten içe.
Neye, diye atıldı. Sabırsızdı. Güldüm ve söyledim:
Giriş'i olmayan hikayenin sonucu da olmayacağı bilgisine...


Mey